Lamphos Baloncuğu


  
                                                           LAMPHOS BALONCUĞU 





Neden ilerliyemiyorsunuz ?

 Çünkü benliğinizin tam oturmasına engel olacacak düşünceler ve kaygılar üreterek benliğinize yaklaşamıyorsunuz, hatta benliğinizden bu yüzden kopuyorsunuz.Yani benliğin kendi bırakması ve kendisi olması doğasında varken siz onu şüphelerinizle bölüyor ve parçalı karekterlere sahip oluyorsunuz.Aslında yaptığınız şey benliğinizin oturmuşluğunu engellemekten başka bir şey değil.Böyle yaptığınız için benliğiniz yerine tam oturmuyor ve gün boyu aslında oturmamış olan , boşlukta kalmışlığınızın sebep olduğu boşluk yüzünden çekimser kalarak,çelişkiler yaşıyorsunuz.Gördüğünüz üzere önce çatışmayı oluşturuyor ve ardından da çatışmanın sebep olduğu benlik yoksunluğunun  ürettiği kavram düşünce ve kaygılarla savaşarak hiçbir sonuca ulaşamıyorsunuz, hatta benliğinizde açılan boşluğu daha da büyüterek yeni problemler oluşturuyorsunuz.Benlikteki boşluk büyüdükçe olayları sesleri ve görüntüleri büyütüyor sonrada ilerde kötü anımsanamabilecek hoş olmayan hatıralara sahip oluyorsunuz.





 Umarım şimdi bu tezatı daha iyi kavramışsınızdır.Çünkü nerdeyse tüm gününüzü alan bu hoş olmayan hatıraların gerçekte nasıl oluştuğna ilişkin elimizde bu kadar ipucu varken yine de onlarla savaşır, bir şekilde işin içinden boşu boşuna çıkmaya çalışırız.

 Size kötü bir haberim var!  Savaştığınız o çelişkiler bu şekilde çözülmeyecek hiçbir zaman; çünkü kaynağını iyi anlamadığınız bir problemi sonuca götüremezsiniz.

  Daha önce çok önemli bir yasadan bahsettik ve dedik ki; Benlik tam oturmayınca enerji düşer ve  potansiyeline göre  düşünsel bir  katogoriye adlandırılmak üzere yerleşir.

  Yani düşen enerji ve duygusal kuvvet enerji yitimine uğrar ve sonunda karşılığı olan zihinsel katogorilerle eşleşir ve içinde bulunduğu katogoriye göre tepkimeler gösterir.Örneğin  sınavı kaybettiniz,  bu yüzden benliğiniz bir sekte ve çekilme ve zoranımıyla karşılaştı; kısacası benliğinizde morel bozukluğundan ötürü bir boşluk ortaya çıktı.Bu yüzden sınavın kötü olması enerji kalitenizin düşmesine ve  negatif bu duruma ilişkin olumsuz bir algı ve algıların çağrışmasına sebep oldu.Tıpkı düşük sınav notunuzun kendinizi kötü hissetmenize zaten kız arkadaşınızla beraberliğinizin yetersizliğiniz yüzünden iyi gitmediğine, arkadaşlarınızla olan diyaloglarınızdan yeteri kadar başarılı olmadığınıza evde ailesi tarafından sevilen bir çocuk olmadığınıza buna benzer birçok sebebin sizi yetersiz ve değersiz hissetmesine sebep olduğu birçok kategoriyle savaşmak zorunda kalabilirsiniz.

    Eğer burada meseleyi kaynağından çözmek yerine gidip kız arkadaşınızla tartışırsanız sonunda benliğinizle ilgili ortaya çıkan boşluğunuzun sadece derinleşmesine katkı sağlayacaksınız hepsi bu.Oysaki burada önemli olan benliği boşluğa sevketmeden önce sınava daha iyi hazırlanabileceğinize dair önce kendinize bir söz vermeniz ve olayı durumu bu kadarıyla bırakmanız sonrada benliğinizi kurcalamadan kendinizi olayın akışına bırakmanız ve konuyu sadece bir sınav konusu olarak bırakmanız gerekirdi.İşte bizde tam olarak bundan bahsediyoruz; yani yasaya göre enerjimizin sarbest dolaşımının sağlanabilmesi için temel kavramı çok iyi tanımamız gerekiyor.Çünkü içimizde dolaşan enerjinin ne sınavdan ne de çevremizdeki diğer diyaloglardan haberi yoktur.





       Sadece koşullamalar ve düşünsel şartlanmalar yüzünden içine girdiği kılıf vardır.Aslında burada olan şey düşünsel katogorilerin yanlış bir kurguyla enerjiye bir yol çizmesidir.Bu yolu takip eden enerji yanlış bir yola girdiğinde  sıkışıp kalmakta ve tıkanmanın verdiği mücadele yüzünden dengesini, hareket kabiliyetinin kısıtlanmasını ifade edebilmek için  bir isim altına girme çabasını göstermesi vardır.Ortada olan ise sadece temel bazı duygulardır.


    Hormonların salgıladığı bu duygular emniyet, cinsellik, başarılı olmak, sevgi, güç vs.. şeklinde olan duygular kendini sadece ifade etmek ve kendisini gerçekleştirmek istemektedir.Diğer duygular olarak bahsedilebilen birçok şey bu temel duygulardan melez olarak, duyguların farklı karışımıyla harmanlanarak adlandırılmış hetorejen olgudur.

  Söylemek istediğim şu ki; Önce benliğimizin tam olarak oturmuş olması gerekir ve bununla beraber duygularımızın özgürce dolaşımını sağlamamız icap eder.Aslında yaşantımızdaki en temel konu sadece bunları yapmak değil midir?.Sadece duyguları gerçekleştirmek!Son olarak şunu eklemek istiyorum: Yaptığımız en büyük hata benlikteki boşluğun sebep olduğu enerji düşmesini farklı bir nedene bağlamak ve buyüzden enerji düşümünün kendini başka bir olumsuzlukla adlandırılmasına göz yummak.İkinci hata ise düşünceler üzerinden duygulanmak.Oysaki doğrusu, duygular üzerinden düşünmek olmalıydı.





           Dikkat ederseniz bu iki yasayı tam olarak kavrayamayan insanların hayatları kargaşa ile doludur.Ve nerdeyese birçok problemler bu yüzden ortaya çıkar.Tüm bunlar duyguları sıkıştırır ve huzursuzluğa sebep olur.Çünkü düşünce bazen duyguları tam olarak ifade etmekte yetersiz kalabilir ve düşünsel olarak duyguların sadece yüzeysel bir katmanını ifade edebilir.


   Yani duygularınız çeşitli sebeplerle yozlaşmışsa, birçok değişik aşamadan geçerek kendini gerçekleştirememişse, ve sonuç olarak bir köşede unutulmuşsa ve gerçekleşmek için kendine yemi bir duyguyu kullanmaya başlamışsa bir çok değişik hislerin karışımı halindeyse sonuçta ortaya çıkan şeyi düşünce yanlış adlandırabilir.

     Bu netlik kayıbı düşüncenin de tam karşılığı bulamamasına ve sonunda da yanlış ifadeye sebep olmasına sebep olur ki karşımızdakine bu sebeple doğru mesajı iletememiş oluruz yada karşımızdaki kişi doğru mesajı alamayarak ortaya sonuçta içimizdekini tam karşılamayan fakat iki kişinin sahip olduğu fakat iki kişinin de paylaşmadığı bir duygu ortaya çıkar.Şimdi ne demek istediğimizi anladık mı?





        Bu yüzden duygularımız düşünsel olarak ifade ederken tüm varlığımızla samimi olalım amam düşünerek duyguları adlandırmayalım ve duyguları hapsetmeyelim.Bir diğer önemli noktada biyolojik olarak duyguların rahatça akışına izin verebilecek yeterli oranda sinirsel ve biyoloji imkanlara sahip olup olmadığımızdır.

   Eğer enerjiniz beyine ulaşırken sinirsel olarak zorlanım duyuyorsa bu durumda enerji engel karşısında yine çekilmek zorunda kalacak bu yüzden de depresif fikirlerle mücadele etmek zorunda kalabilecektir.Eğer biyolojik olarak böyle bir problem varsa problem gerçekten büyük demektir.Fakat piskolojikse örneğin benlikteki boşluk enerji düşümüne sebep oluyor ve depresif düşünceler sinirlerinizi geriyor bu nedenle enerji daralan sinir yuvalarından geçişinde zorlanıyorsa ve zorlanılma karşılaşarak enerji düşümü sebebiyle depresif düşüncelere sahip oluyorsa ki bu gördüğünüz üzere bir kısır döngüdür.Bu durumda daha önceden de bahsettiğim gibi önce soruna neden olan semptomun gerçek bir nedenden mi yoksa benliğin sebep olduğu bölünmenin sebebiyle ortaya çıkan bir parçalanmadan mı meydana geldiği anlaşılmalıdır.




  Diyelim ki problemler ikinci bir durumdan kaynaklanıyor, yani kısır döngü sebeiyle kişi aynı semptomik düşünsel/çağrışımsal koridoru izliyor bu durumda bilinçaltında izlenen bu semptomik koridor tüm ana taslağıyla kavranır ve olayın hangi yanlışlıktan kaynaklandığı kavranılır bu kavrayış bilinç kanalıyla yapılırsa izlenen yanlışlığın ilk başlangıcını oluşturan ve diğer semptomik düşüncelere düşük enerjinin çağrışım yoluyla ulaşılmasının önüne geçilerek burada bir yama oluşturulur.

  Artık enerji düşse bile diğer katogorilere ulaşamıyacak ve bilinçüstüne doğru yeni bir yol izleyecek o yolda şu olacak: Evet kötü bir enerji hissediyorum benliğimde bir boşluk var  ; sınavdan kötü not aldığınız için arkadaşınızla kavga ettiğinizi varsayalım , onun aldığınız kötü not ile ilgili yaptığı bir benzetmeyi hissettiğiniz duyguya göre değil, olduğu gibi görmenize neden olabilecek bilinçüstü değerlendirmeniz yararlı olacaktır.Ama iş sanal bir kurgulamaysa bu durumda izlenen semptomik olumsuz koridorun ilk çağrışına sıçrayabilecek ilk kıvılcımın yerine bu yanlış çağrışım zincirinin tümünü tasvir eden bir genel hatlarıyla olayın tümünü karşılayan bir şablon olarak genel semptomik seyir fikrini koyduğumuzda bilinçaltındaki bu semptomik seyir rotası bilinçüstüne çıkacak ve bilinçüstüne çıkınca da izleyeceği yolda kabul görmüş yeni bir algı olarak seyrini benlikte bir yörünge üzerinden tamamlayarak döngüsünü sürdürecektir.

   Yani olumsuzluğun benlikte oraya çıkan bu ilk oluşumu enerji düşümüyle ilk adım olarak olusuz bir çağrışıma ulaşarak negatif bir semptom ile zincirleşmek isterken bu sefer karşısında ilk adım olarak izleyeceği çağrışımsal zincirin tümünü tasvir eden ve izlenecek yolun gerçek bir algı deneyimi ve gerçek bir sorunun ögesi olmadığı sadece bilinçaltının otomatik olarak gerçekleştirdiği bir devinim olduğu bununla birlikte bu mekanik devinimin sebep olduğu olumsuz algıların gerçekte sadece sanal bir özellik olduğu ve o esnada gerçek bir problemi teşkil etmediği , kişinin gerçek bir problemi olmadığına dair bir bilinçüstü kavramına enerjinin transefer olmasını sağlayarak enerjinin düşmesini engelleyip , enerjinin bilinçüstünde akmasını sağlamaya katkı sağlayacaktır.  




       Benliğin çekilmesinin sebep olduğu boşluktan doğan bir karmaşa ile sonsuz septomlar üretirken aslında karşınızdaki semptomları çözerek benliğinizin oturacağını sanıyorsunuz.Yani sebep savaştığınız depresif düşünceler değil aslında benliğinizi oturmuşluğundan yoksun bırakan yaklaşım ve davranışlarınız.Sizler ilkin benliğinizi bu şekilde boşluğa iterken; bilinçaltı da ortaya çıkan bu yeni durumu bir tür güvenlik açığı sayarak; boşluğu adlandırmaya çalışır.Ve ilk adım olarak da isim bulmaya başlarken geçmişinizi tarayarak daha önceden karşılaşılan olumsuz anıları tarayarak işe başlar ve en olumsuzdan başlayarak çağrışımlar kurarak bilinçaltında yeniden hatırlanmasını sağlar.


           Geçmişinizdeki olumsuzlukların hatırlanmasında olayın çözülüp çözülmemesi yada hallolmuş bir mesele olup olmaması değil; sizde ne derece iz bıraktığına bakılarak canlandırılmaya çalışılır.İşte bu olayın olumsuz bir özne halini kazanarak yer aldığı sinirsel algı demetine Lamphos Baloncuğu adı verilir.Boşluğa düşen bilinç enerji yitimine uğradığı anda elektirik yükünü değiştirerek negatifleşirken; aynı zamanda sahip olduğu değere yakın bir algı ,anı katogorisiyle biliçaltında tarama yapar ve bulduğu algıyla kendini tanımlamaya çalışır.Bunu yaparken rutin bir şablon ve nerdeyse kuralcı bir dizgi izler.Yani bir çeşit şablon ve şematik bir izgeye sahiptir.Bu bilinçaltı davranışı sanki otomotik yada mekanik bir işleyişile yönlendirilir.Bizim burada anlatmaya çalıştığımız  olumsuz bir kutuba sahip Lamphos Baloncuğunun gerçekten değiştirilip değiştirilemeyeceğidir.Aslında bu algı demeti enerji yükünü kaybedip azalabilir hatta bilinçüstüne aktarılarak pozitfleşebilir de; veya  bay-pass yapılarak bilinçaltı çağrışım ve hatırlama dizgisinin yönünü yama yaparak başka bir algılmaya aktarılarak çağrışımın yönü değiştirilebilir.





          Bizim şimdiye kadar yaptığımız çalışmalarda özellikle boşluğa düşen bilincin önce olmsuz semptomlar haline dönüşmesini, bilinçaltının bu sebeple mikrop kapmasından ötürü ortada bir gerçek neden yokken sanal bir çağrışım zincirinin oluşması sebebiyle otomotik işleyen bir düzeneğin işlevsiz hale getirilimesni hedefleyen bir çalışma yaptığımızdı.Gerçi bizler sağlam olsun diye hiç gereği yokken olumsuz semptomların gerçek sebeplerini bularak onları çelişki ve soru şeklindeki belirsizlikleini cevaplayarak ayrıca toplumca kabul edilmiş açıklamalarla bilinç düzeyinde pozitif yüke dönmesini sağladık ama buna gerçekten hiç gerek olmamasına rağmen işi sağlam tutmak için bunu yapmıştık.


   Bu yüzden sanal bu olayları tek tek incelemektense tüm düzeneği aynı mantık içinde bilinç üstüne aktarark tamamen işlevsizleştirmek niyetinde olduğumuzu vurgulamak istiyoruz.Çünkü bilinç boşluğa düştüğü bir esnada enerji yitimi hem düşer hem de bir çok uyarıcı niteliğinde alarm hormonları sürekli bizlerin kaygılanmasına sebep olur.İşte böyle bir ortam neredeyse sayısız semptomun oluşmasına sebep olur ve her biri için pozitif yüke çevirmek böylesi sanal durumlar için akıntıya kürek çekmek gibidir.Bu bahsettiğim kuralın sanal ve gerçek bir olay olmaksızın meydana gelen durumlar için olduğunu söyleyebiliriz.

   Fakat gerçek durumlarda ise Lamphos Baloncuğunda ikame, ve pozitif yüke çevirme uygulaması kesinlikle kaçınılmazdır.Biz de bu yüzden işe ilk önce sanal korku düzeneğinin tam olarak kavranması için bu işleyişin tam olarak kavranması ve bilinçüstüne çıkarılarak olumsuz çağrının gerçekten nötürleşmesini istiyoruz.İşte bu tam olarak kavrandıktan sonra geriye kalan tek şey kendimize güvenerek emniyet içinde bilincimizi serbest bırakmak olacaktır.Böylece benliğimizi  farketdebilecek ve hatta kendimiz olabileceğiz.Bunu yaptıktan sonraki işimiz isteklerimize yönelmek, iyi niyetli olmak, sürekli çalışmak, tevekkül etmek olacaktır.Çok önemli bir şey daha var ki bunları artık lügatımızdan çıkarmamız gerekiyor; ümitsizlik, kararsızlık, çelişki ve tembellik. Hep imanlı olmalıyız ve kendimize güvenmeliyiz.

         Düşünceler ile ilgili daha ilginç bir tezim daha var.Kişi oğlu hormon ve duyguları üzerinden düşünüyor ve karar alıyor.Ve genelde hormonlarımızın genetik olduğu ve doğuştan gelen genetik bir özellik olduğu düşünülürse, kişioğlu aslında düşünceleri de bu program üzerinden ürettiğini söyleyebiliriz.Yani çevresele faktörlerle bir şeyler edinilmiş olabilir ama temel dinamikler bu çerçevede yüreyecek, buyüzden kişioğlu düşünceleri konusnda gerçekten özgürmüdür? Yada bir kişinin ne düşünebileceği bu formül geliştirilirse aklından geçenler kestirilebilir mi? Evet doğr tahmin ettiniz yeni bir teorie girmek üzereyiz.Bir sonraki konumuzda bahis ve şansın öngörülebiirliği ve kesin sonuçların ortaya konulup konulamayacağı vardıJ

   Aslında bu konuya şurdan geldim; insanın son yüzyılda geldiği nokta tam bir komedi.Düşünce duyguları ifade etmeye yarayan bir araç ve kılıf olarak kalması gerekirken.Kişi depresyona sebep olan hatayı, düşünceleri üzerinden duygulanarak yapmasıyla oluşturmayı başardı ki depresyonun asıl nedeni yapılan bu kusurlu kullanım klavuzluğundan kaynaklandı.Kısa bir örnekle bitriyorum.Bizler hiçbir işe yaramadığını bildiğimiz halde duygularımız hakkında düşünürüz.

   Düzeltiyorum, düşünceleri bir puzzle gibi oraya buraya yerleştirip, sonunda bunları ortaya koyduğu sonuç ve başka değer yargılarını da göz önüne alarak mutlu yada mutsuz olduğumuz kanatine varırız.Oysaki duygular üzerine düşünülmez, duygular sadece yaşanır, sağlıklı enerji akımı  yasası bunu gerektirir, sadece duygularımızı hissederiz  ve bunları ister ve gerçeklerştirirz.Bunu yaparken de toplumsal değer yargıları ve bir takım kuralları dinleyerek doğru zamanlarda gerçekleştirmeye gayret ederiz. Hepsi bu!!


Yorumlar

Popüler Yayınlar