ORPHEUS SARMALI
ORPHEUS SARMALI
Bugün anlatacaklarım biraz
daha yeni şeyler
olacak; aslına bakarsanız bir çeşit
birleştirme
diyebiliriz bunun için.Belki de onlarca farklı detayı paylaşırken aklımdaki tek şey daha iyi hissedebilmenin gerçekten
bir formülü olup olmadığını
araştırmaktı.Nasıl
daha mutlu olabilir, nasıl daha iyi hissedebiliriz sorusuna doğru cevabı bulmak
istiyordum.Bunun için en temel başlıkları
irdeleyip ana dokuya ulaşmak
için sayısız defa denemelerde bulundum.Evet bugün geldiğimiz nokta gerçekten ilgi
çekici; başkaları
için belklide okundukça gülünç gelebilecek bu varsayımı yalnızca muhatapları
okumalı ve sadece onlar dinlemelidir.Aksi takdirde yeri yeteri kadar kavranmamış olacaktır.
Öncelikle her şeyin
ana konusunun benlik ve şurlanmayla ilgili olduğuna vurgu yapmak
istiyorum.Benliğin tam oturmuş olması hayat kurtarıcıdır.Bugün çektiğimiz bütün
sıkıntıların ana kaynağında yegane bir sorun olarak oturmamış benlik
problemiyle aslında karşı karşıya olduğumuzu anlamalıyız.Benliğin oturması ise
basit olarak , vücudumuzun ürettiği temel duyguların hormonlar veyahut başka
kanallar aracılığıyla beyinde yer alan sinir bağıtlarına yeterli oranda ve
yerleşmiş olarak aktarılamamasıdır.Yani ya enerji beyine tam ulaşmıyor yada beyinide
köklü bir kalıcılıkla asıl yuvasına tam olarak yerleşmemiş oluyor.Bunlar tam
olarak gerçekleşirse şuurlanma dediğimiz olay ortaya çıkıyor.Şuurlanma için
duygu sinirsel bağlantılar ve kavram mekanizmasının tam bir işbirliği içinde
çalışması gerekiyor.tüm problemler işte burada ortaya çıkıyor .Bu işbirliğinin
zayıf ve güçsüz olduğu yerlerde kör noktalar oluşuyor.
Bu kör noktalar ise
uragos sarkacında bahsettiğimiz düzeneği bilinçaltı düzeyinde işleme
sokuveriyor.Yani vücudun ürettiği enerjiye karşılık gelen düşünce katagorisine
göre hissetmeye başlıyoruz.Kör nokta genellikle enerji almayan ve bilinmezlik
merkezi olarak anılan bir tür anafor gibi negatif elektirik kutuplarıyla
yüklü.burası tanımsız bölge olduğu için yaklaşmaktan kaçındığımız bizde korku
ve tedirginlik oluşturan bir alan. Genelde
burada bilinç düzeyindeki bir çok kavramın gölgesi olarak bilinen ters
simetrisi sudaki akis gibi bu alanda yer alır.Örnek vermek gerekirse ; güven
duygusunun tersi olan korku buradadır veya sadakat duygusuna karşılık ihanet,
kabul veya ret gibi..İşte Yetersiz enerji beyine tam olarak ulaşamadığında
gücüne göre bu kategorilerden birisine düşüverir.Burada mantık ve gerçeklik
yoktur.
Sadece enerji ve onun kuvveti söz konusudur.Dolayısıyla günlük hayatta yaptığımız hertürlü mantıksal sorgulamalarımız burada boşa çıkar.Zaten günlük hayattaki çelişkilerimiz ve bizi gülünç duruma sokan mantıksızlıklarımız buna iyi bir örnek değil midir.Neden aklımızın almadığı şeylere bağlanır, bize ters gelen bir insana birden aşık oluveririz, neden asla olmaz dediğimiz şeyleri birden onaylar ve olmadık maceralar hiç gereği yokken girirveririz. Bugün ortaya koyduğumuz bu teori her şeyi tüm çıplaklığıyla görmenizi sağlayacak.Evet artık neden böyle davrandığımızı biliyoruz.Çünkü kişi düşüncelerine göre hareket etmez düşünceler aslında düşünceler duyguların farklı farklı isimleridir.Gerçek şu ki ortada olan sadece bir yerlere sıkışan yada sıkışmayan enerjinin varlığıdır hepsi bu .eğer enerjimiz normal yörüngesini kaybederek bir yerlere sıkışırsa, herhangi bir nedenden ötürü; o an bu duruma karşılık gelecek bir isimlendirme yapılır.Ve bu isimlendirme edinilen olumsuz algı –enerji ikilemiyle bir taslağa dönüşür.Olayın kötü tesiri geçse bile bu algı taslağı sıkışan enerji kanalının zaafa uğramasıyla sürer bu esnada biz olayla değil yer edinmiş olan olayın düşünsel taslakla savaşırız.Herhangi bir şok tesiri gösteren olayda sıkıntı akışını kaybeden enerjidir.Bu enerji ne yazık ki dönüşerek negatif kutuptan bir katman oluşturur.Olayın problem kriterine dönüşmesi adlandırılmaysıyla uzun bir süre başımızı ağrıtıveriri.
Oysaki
adlandırma ve düşünce mekanizması bir dizi alfabetik kodla yapılırken , olayın
seyrine ilişkin alfabetik kurguyla milyonlarca kurgu üretmek olasıdır.İşte
düşünsel imgelemin artırılabiliriliği ve kurgusal çözümlemenin çokluğu
enerjinin sapmaya uğrayarak koşullandırılmasına ve enerji akışının
şartlanmasına neden olarak , enerjisel akışın deformasyonuyla
sonuçlanır.Buyüzden düşünce salt statik ve mantıksal öndeyişlerde ve günlülük
hayatın pratik açılımında işe yararken enerji akışının kontrolünde nerdeyse
faydasızdır(usta değilseniz).Erken yaşlarda henüz yeteri kadar güçlü
olmadığımız zamanlarda duygularımız bir çok güçlü etmen tarafından kontrol
edilir; bazen bastırmayla bazen şiddetle bazen yasaklamalarla bazen de kızma
yoluyla , duygularımızın sinikleşmesi veya bastırılması sağlanır, işte koruma sahamızın henüz
gelişmediği bu erken yaş guruplarında bizler elimizdekileri henüz koruyacak
güçte olmadığımızdan bunları ne yazıkki sadece kabul etmekle yetirinir ve
öylece işlemeden içimizde bir yere koymuş oluruz.işe zamanla içimizde biriken
bu çökeltiyi fark etmemiz nerdeyse yıllar alır.Ama kötü tarafı üzerinden o
kadar zaman geçmiştir ki bizler , şuan ona baktığımızda tanınmaz bir şey
buluruz karşımızda bu yüzden işimiz oldukça zordur.Ama aynı hatayı bu seferde
şöyle yaparak sürdürürüz; onu iyice usta olmadan tanımlayarak ve acemice duyguları hisetmeyi anlamadan ,laf
kalabalığıyla onları gelişi güzel isimlendirerek , şuanki bir durumla ilgili
bir ön sezimiz olduğunu sanarak, hatalı kararlar almak.Bu yüzden duygularımızı
bütün samimiyetimizle dinlemeli ve peşine giderken düşüncelerimizi
karıştırmamaya gayret etmeliyiz.İşte duyguları izlerken edindiğimiz bu his
gerçektir ve bize bizim için gerekli bir şeyi işaret etmektedir.Bu yüzden bu
hissi duyguya Orpheus Kavalı; buna
ilişkin ortaya çıkan şeylere yada bu kavalı izlemeyenlerin içine düştüğü
kaybolmuşlık hissine de Orpheus Sarmalı
adı verilir.Bu yüzden hislerinizin önünü açın ve daha çok hissetmeye bakın.Enerji
bastırılmaz.Koşullandırlmamalı ve deforme edilmemelidir.Ama iyi niyete dikkat!
Yani şunu
söylemek istiyorum, insanların söylediklerine ve düşündüklerine bakmayın,
hissettiklerine bakın.Gerçeğe böyle ulaşaılır.Çünkü düşünce bazen yozlaşmış
yada tanınmaz bir kılığa girmiş olabilir.Veya düşüncesini söyleyen kişi başka
bir kılığa girmiş bir duygunun farklı giyisier içinde tanınmaz hale gelmiş bir
düşence taşıyor olabilir.Genelde düşünceler, başka başka kılıklarda
gelirler.Kastettikleri şeylerden tamamıyla farklı bir şey olabilir.Çünkü
enerjiler ve duygular bazen öyle sıkışırlar ki, ve bunun bilince ulaşıncaya
kadar öyle bir hale gelirler ki, bilinç bazen bu duyguyu tanıyamaz ve onu
yanlış adlandırır hatta onu olduğundan başka bir şekilde ifade eder.Bu aslında
her şeyin çıkmaza girdiği noktadır.Yani demek istiyorum ki, enerjinin değişik
türevleri bazen bilinç tarafından doğru tanımlanamaz ve enerjisel dönüşümde
duygu farklı bir dil ile ifade edilirken zafaa uğrar.Bu yüzden düşünce gündelik
hayatımızda bir takım pratik uygulama ve dışsal dünyaya yönelik olarak
sınırlandırılmalı iç dünyaya yönelik kullanılırken sınırlı ve yetersiz
kalabileceği hatırlanmalıdır.Kısacası söylemek istediğim kelimelerle oynamaktansa
enerjimizi özgür bırakmalı ve bunu yaparkende iyi niyetli olmalıyız.tabi
kuşkusuz ,net ve vesvesesiz.Düşünce bir sonuçtur kalbinde ise duygu yatar ve
duygu sadece isteyerek çalışır burada ana konu niyettir.Eğer niyetiniz temiz ve
arıysa yani saf bir niyetse ; bu konuda
düşünceleriniz de aynı noktada odaklaşır.Odaklaşan bu niyet sabitlenirse güçlü
bir salgı ve enzim açığa çıkararak kuvvetli bir enerji yaymaya başlar; bir çeşit
konsantrasyon olan bu duygu aynı oranda karşınızdaki kişiye transfer olarak
ondaki aynı merkezi uyarır.Ve bir den karşınızdaki de aynı sizin gibi
hislenimleri edinmeye başlayacaktır.Bu duygu ve niyetin gücüdür.Günümüzde ise
durum tam bir fiyaskodur.Kişiler sonuca varmak için birçok farklı yol
izlediklerinden örneğin; davranış, giyim
ve tarz ,renkeler ve semboller, felsefe yaşam biçmi ve fikirler.. tüm bunlar saf
niyeti sekteye uğratarak gerçek bir niyet yoğunlaşmasını parçalar. Sonunda
dağınık bir zihin ve kötü sonuçlar
alırız.
Daha iddalı
bir şey daha söylemek istiyorum.Niyetiniz karşınızdaki olayın seyrini de
etkiler.Yani aklınızdaki arı niyet; olayın akışını belirler,Nasıl mı? Bakın
karşınızdaki sizden etkileşim alabilecek her olayın sürdürücüsü sonuçta
insandır.Ve insanlar davranışalrını belirli bir elektirik ve enerji rotası
izleyerek yön veririler.Eğer sizin niyetiniz saf ve güçlüyse ;karşınızdaki kişi
sizdeki elektirik sinyalinin uyardığı algı merkezi üzerinden önce hissetmeye
sonra düşünmeye ve nihayetinde de
davranmaya başlar.Bunun dışında olabilecek çok az istisna vardır.
Diğer taraftan çok daha önemli
ikinci bir noktayı da burada açıklığa kavuşturmak istiyorum.O da yukarıda anlattığıma benzer başka bir şey
aslında; Bir işe başladınız ama sonuca
dair aklınızda en ufak bir fikir bile yok.Bir şeyler yapıyorsunuz sonuca
ulaşmak için ama seçtiğiniz yöntem bu işi sonuçlandırmaya yetecek derecede
yeterli değil.Hiç morelinizi bozmayın ve devam edin.Çünkü inanmanız sizi doğru
sonuca götürecek yegane metotdur.Bunun delice geldiğini biliyorum ama önyargılı
olmadan önce lütfen biraz daha dinleyin.Burada kaçırdığınız önemli bir detay var.Burada
elbette doğru metodu seçmenizde yarar vardır ve olacaktır da! Ama gerçek konu
bu değil burada vurgulamak istediğim sizin önce niyet etmeniz ve bunda samimi
olmanız ardından da doğru olduğuna inaanrak ve sonuca gideceğini ümit ederek
çalışıp emek sarfetmiş olmanız.Çünkü göksel kanunların işleyişi için yeter
ölçüdeki iki kriteri gerçekleştirmiş oluyorsunuz.Bunlar birçok kutsal metindede
bahsi geçen şeyler fakat belki de ilkkez
buşekilde bir araya getirilmiş oluyor.Yani siz bu göksel iki yasaya uygun
birşekilde bir adım atarsanız olayın süreci güçlü bir yasa tarafından
şekillendirilerek sonuçlandırılıyor.Yani adım attığınız ve sonuçlanmasını ümit
ettiğiniz olayın kurgu ve süreci manevi bir kontol tarafından emniyetle takip
ediliyor.
Eğer göksel yasaları
kavrayabilirsek tüm hayatımızı kurtarabiliriz.Ama burada şeytani bir yasayı da
aklımızdan çıkarmamalıyız.Şeytanın elindeki en büyük üç koz şu yasada şekillenir: Eğlence ve
Ümitsizlik ve korku. Her kötülüğün kalbinde bunların olduğunu bir çok örnekle kanıtlayabiliriz.İnsanlar
önce masum olandan başlayarak nefislerinin rahatça doyum sağlayabileceği
konular seçerler sonrada aşamalı olarak bu seçtikleri objenin kontrolüne
girerler bazen bunu ümitsizliğe düştüklerinde neşlenmek için bazen de
korkularından uzaklaşmak için yaparlar.Bugün çevremize baktığımızda etrafımızın
bu eğlence arçlarıyla kuşatıldığı ve iç dünyamızla dış dünyanın bağlantısını
sağlayan niyet güçümüzün azaldığını görürüz.Bunlar farklı şekillerle bizleri
kontrol ederler, bazen bir telefon, televizyon, müzik, karşı cins,alkol, keyif
veren maddeler ve bağımlılk yapıcılar, moda ve dizayn, alışveriş vs..
Şeytan bu yüzden elindeki en iyi kozunu kullanırken kişiyi en zayıf yerinden vurmaya başlar: Ümitsizlik!
Birçok defa farklı nednelerle
vazgeçtiğimiz olmuştur, ama vazgeçişlerin benliğimize verdiği en büyük zarar
irade gücümüzün sekteye uğramasıdır.İrademizi kaybeder kaybetmez kendimizi
eğlence ve bağımlılık yapan şeylerin içinde buluruz.Şeytan önce iradeden başlar
ve bun ümitsizlik aşılayarak yapar.Kalbmizi
ve benliğimizi bölmeye çalışır çünkü bölünmüş bir lokma tam ve diriden
daha kolay yutulur.Umarım şimdi her şeyi daha iyi anlayabiliyorsunuzdur.Neden
vazgeçeriz; çünkü ümidimizi kaybettiğimiz için ve inanmadığımız için.Artık
imanın neden islamın temel şartlarından olduğunu ve hayatımızda nekadar önemli
bir yer tuttuğunu daha iyi anlayabiliriz.
Bu arada ilmihallerde adı sık geçen ama üzerinde pek düşünmediğimiz konuların kafamıza daha iyi yerleştiğini ümit ediyorum.Nasip daha karışık bir konu! Aslında ankladıkça anlaşılmasının pek de zor olmadığı görebiliriz.Nasip ve kısmetimizde nelerin olduğunu bilemeyiz fakat bunun için çalışmalıyız.Bunun da ilginç bir çalışam dizaynı var; Öncelikle göksel yasayı doğru kavramaı ve bu doğrulduda düşünüp, hissederek doğru davranmalıyız.Çabalarımız yeterli olgunluğa ulaşmışsa bizim için doğru taksimatı alacağınızdan hiç kuşkunuz olmasın.
Günlük
hayatınızda dikkat etmeniz gereken çok önemli unsurlar var: Bunlar sizin
dünyadaki temel görevinizi yerine getirmek için gerekli.Herşeyden önce Cenab-ı
Allahı bilmek ve ona kulluk etmek için geldik bu dünyaya.Ama bunun için de
kendimizi tanımamız ve kendimizi eğitmemiz gerekiyor.Bu süreç nefsimizi terbiye
ve olgunlaşmak , kendimizi eğitmek ve çevreye doğru bir örnek olabilmeyi, çevreye
yararlı olup hizmet etmeyi de içeriyor.Yani aslına bakarsanız için özünde kendi
ruhsal ve bedensel eğitimimiz var yine de.Yani dolaylı yoldan iyi bir kul olmak
için bu düyadayız.İyi bir eğitimin ilk basamağında insanın kapasitesi sınırlı
olduğundan ve tam kişinin gelişmemesinden , ilk kuralların iyi eğitilmemiş ve
henüz hamlar için olduğunu sanıyorum.Fakat kişilerin eğitimlerini sınayayan
temel bir sertifika programı olmadığından kurallar herkes ve her yaş gurubu
için geçerli oluyor.Belki de haksızlık ve anlaşmazlık kaynağı olmamsı açısından
herkes bunlara uyma zorunluluğu bulunuyr.Aksi takdirde ortada bir anlaşmazlık
ve uyuşmazlık olması gerekirdi.
Alkol
konusunda insanların kendilerini frenleyememleri nedeniyle risk almamk için
tümüye insanlara yasak edilmiş olabilir mi? Doğal bir cinsel dürtü olmasına
rağmen sex kişilerde aile kavramını sekteye uğrataibilmesi riskine karşı
yasaklanmış olabilir mi? Namaz kişilerin iman gücünün zayıf olması nedeniyle
günde beş kez iman teyidi için farz kılınmış olabilir mi? En iyisini cenab-ı
Allah bilir.
Fakat
hayatımızda mutlaka savaşmamız gereken ve şeytanın elindeki üç büyük yasanın
tohumlarıyla çetin bir mücadeleye girmemiz gerektiği doğrudur.Bunlardan
birincisi gururdur.Günlük hayatımızda neden bazı kişilere selam vermeyiz yada
onlarla konuşmaktan kaçınırız, bazılarını küçük görürüz.Bunlar samakla
bitmez.Şu son cümlelerle kapatıyorum.Önce benliğimiz tam olmalı ve şurlu
olamlıyız.Yani elektiriğimiz benliğimizi tamamen kuşatmalı.Bunu yaparken
tamamen İslami kanunlarla yöntemlerle ve naçizane daha önceden sözünü ettiğim
tavsiyelerle benliğimize saip olalım ve hiç tereddüt etmeden kuşkuya kapılmadan
saf bir güvercin gibi sakince ilerleyelim. temiz ve halis bir niyete sahip
olalım.Ve bu temiz niyetle imanla başlayalım.Besmeleyle adımımızı atarken
tevekkülle çalışalım.inşallah sonuç hakkınızda hayırlı olur.





Yorumlar
Yorum Gönder